Alaycılık, bir insanın psikolojisini ele veren çirkin bir ahlak özelliğidir. Genelde bu tür insanlar kendinde gördüğü eksikliklerin kimse tarafından farkedilmemesi için, sürekli birilerini eleştirir, kendince zayıf gördüğü yönleriyle alay ederler. Bu kişiler bu şekilde kusursuz görünmeye çalışarak insanların gözüne gireceklerini, saygı göreceklerini sanırlar. Oysa bu şekilde küçük düşmekte ve insanlar tarafından sevilmemektedirler.
Alaycılık herşeyden önce Rabbimizin beğenmediği bir davranış biçimidir. Allah bütün insanları eşit yaratmıştır. Rabbimiz katında asıl üstünlük takva iledir.
“Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.’’ (Hucurat Suresi, 13)
Rabbimiz başka bir ayetinde insanlarla alayın bir fasıklık özelliği olduğunu şöyle bildirmiştir:
“Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.’’ (Hucurat Suresi, 11)
Her konuda olduğu gibi alaycılık gibi ahlak bozukluğunun da asıl nedeni insanın Allah’ı hakkıyla takdir edememesidir. Rabbini tanıyan, O’nun azametinden de içi titreyerek korku duyacaktır. Ancak bu korku bilindik dünyevi korkular gibi değildir. Bu korku insanın çok sevdiği biricik Rabbini gücendirmemek, O’nun rahmetinden uzak kalmamak için, hükümlerinde titizlik göstermesine vesile olacak korkudur.
Müslüman bilir ki, tüm insanlar Allah’ın ruhundan bir parça taşımaktadır. Karşısındaki insanı Rabbinin bir tecellisi olarak gördüğü için ona karşı şevkat ve merhamet duyar. Onun ahiretini düşündüğü için eksik yanlarıyla dalga geçmez, bu eksikliklerini gidermeye yada giderilmeyecek durumda ise kendisiyle desteklemeye çalışır. Bu dünyayı tamah eden ve ahireti unutan kişi ise anı yaşamanın, kendince mutlu olmanın peşinde olduğu için, yaşadığı ömür süresince her olayda, dostluğunu edindiği her insanda çıkar ilişkileri kurar. Bu yüzden asla gerçek mutluluğu, samimiyeti, dostluğu ve fedakarlığı yaşayamaz. Bütün bunlar bu kişiye Rabbinden bir uyarıdır. Aslında kendisi de bu tavırlarından memnun değil, aksine sıkıntı içindedir. Ancak Allah’ın gücünü takdir edememesi, ahiretin varlığından habersiz olması, onu bu davranış biçimine itmektedir. Rabbimiz herşeyi kendine bir alay edinen kişilerin ahiretteki durumlarına şöyle dikkat çekmiştir:
“Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline’’ (Hümeze Suresi, 1)
“Kazandıkları kötülükler, kendileri için açığa çıkmıştır ve alay konusu edindikleri şey de kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.’’ (Zümer Suresi, 48)
Bu haber 471 defa okunmuştur.