- İnsanlar, siyasi fikirlerini tam olarak yansıtan bir siyasi partiyi bulmakta zorlanırlar. Seçmen bir siyasi parti liderine körü körüne bağlanmamışsa; kusurları göz ardı ederek devleti ve milleti için en hayırlı parti olduğunu düşündüğü siyasi partiye oyunu vermelidir.
Önümüzdeki seçimlerde, hiçbir siyasi partiyi beğenmediğini gerekçe göstererek oy kullanmayanlar, gelecek günlerde yaşanacaklar konusunda söz söyleme hakkına sahip değildir.
-Bugün milli hassasiyetleri yüksek bir Türk bireyin seçim sandığında yalnızca iki seçeneği kalmıştır. MHP ve HEPAR… Daha önceki seçimde de bu sayı ikiydi ama o dönem kurulmamış olan HEPAR’ın yerine Deniz Baykal’ın CHP’si vardı.
-Daha önce bu konuya epey değindim. Birgen Keleş’in, Canan Arıtman’ın, Onur Öymen’in söz sahibi olmadığı bir CHP’nin Türk milliyetçisi bir bireyin oy pusulasında yeri olmamalıdır. Ancak, bu düşünceye sahip kişilerin milletvekili adayı olacakları bölgeler için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Oralarda Türk milliyetçisi kişilerin sayısını arttırabilmek için CHP’ye oy verilebilir. Benim, içinde Ensar Öğüt’ün, Sezgin Tanrıkulu’nun barındığı bir CHP’yi oy için tavsiye edebilmem mümkün değildir.
-Bu konuda karşıt görüşler elbette olacaktır ama benim görüşüm budur.
-Seçimde “oy verilebilecek” siyasi partilerden biri olan HEPAR’ın Kurucu Genel Başkanı Osman Pamukoğlu’nun, kamuoyunda popülerleşmesi “Kan Uykusu” belgeseli sayesinde oldu. O dönem “belki de” gözden kaçan “Ben askerlere leş toplatmam” sözü bu belgesel sayesinde duyuldu. Pamukoğlu’nun aynı dönem yazdığı “Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok” adlı kitabı da bu tanıtımı pekiştirdi.
-Kamuoyundan gelen “Siyasi parti kur” baskısıyla Osman Pamukoğlu, “Hak ve Eşitlik Partisi”ni kurdu. Partinin televizyon kanalları tarafından adeta sansüre uğraması, meclis dışında olan Saadet, HAS Parti ve BBP gibi partilerin görüntüleri haber bültenlerini süslerken HEPAR’a hiç yer verilmemesi sayesinde, HEPAR yakaladığı rüzgârı kaybetti.
-Bu HEPAR ambargosuna, referandum süresinde meclis dışında olup da tek miting yapan parti olmasına karşı haberlerde hiç yer alamayışını da ekleyebiliriz.
-Bugün miting meydanlarında 200’den yüksek sayıyı çok nadir bulabilen, partisinde Osman Pamukoğlu dışında ikinci bir isim kamuoyu tarafından tanınmayan HEPAR, çok büyük bir sürpriz olmazsa ne yazık ki barajı aşamayacaktır. Baraj sistemi sayesinde de HEPAR’a verilen oylar mecliste milliyetçi vekillerin artmasına hiçbir katkı sağlayamayacaktır.
-Şu çözüm yolu, eğer kullanılırsa, HEPAR için mantıklı olabilir:
-Osman Pamukoğlu, seçilebileceği Türkçü ağırlığı olan bir yerden bağımsız milletvekili adayı olup kendisini vekil seçtirebilirse, hem HEPAR’ın geleceği hem de ülkenin geleceği adına olumlu bir hareket yapmış olacaktır.
Benden bir dost tavsiyesi…
-HEPAR konusunu, HEPAR’ın Türkçülüğe bakışını gösteren şu küçük röportaj alıntısıyla bitirip, MHP’ye geçiyorum. HEPAR’ın Türkçülük ve Türkçülüğün ideologları konusunda biraz daha sesini yükseltmesi ve olumlu anlamda adını anması gerekiyor:
“E.Ç: İşte askeri çözüm noktasındaki bu net söylemleriniz ile Türk halkının bu sizin “doğal” diye tabi ettiğiniz tepkisi örtüştüğü için mi sizin oylarınız yükseliyor?
OSMAN PAMUKOĞLU: Zaten öyle yükseliyor. Ama milliyetçilik dediğiniz zaman aklınıza koyu Türkçülük gelmesin. Bizim partimize şu an CHP, MHP, DSP ve AKP’ye oy veren kadın ve erkeklerden geliyorlar. Bizim partimize başvuran 760 bin kişi var ve yaş aralığı 18–32. Yani partimizin üyeleri de genç. Genç insanlar bu haksız düzene isyan ediyor ve bizim gibi bu düzene baş kaldıran bir partiye geliyor.”
Türklük hassasiyetleri yüksek, milli şuuru yerinde olan Türk milliyetçilerinin oy verebileceği partilerden biri de MHP’dir. Milliyetçi Hareket Partisi, adının gereğini yaptığı yani hareketlerini milliyetçi gözle yapabildiği sürece oy verilebilecek bir partidir.
Benim MHP ve MHP’nin geçmişi üzerine görüşlerim bellidir. Kısaca hatırlatmak gerekirse, MHP’nin 1969 Adana Kongresi’nde yaşananları, Türkçü kesimin tasfiyesini, daha sonra başta Atsız olmak üzere Türkçü kişilere yapılan görmezden gelme taktiklerini, Ali Balseven olayını unutmadım, unutmayacağım.
Fakat gün, bunları hatırlatmak, geçmiş ile hesaplaşmak günü değildir. Gün, geleceği kurtarma günüdür.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kendi ağzıyla itirafı gözden kaçmamalıdır. Erdoğan ve tüm AKP’liler seçim stratejilerini, meclisi iki partili hale düşürmek üzerine kurmuşlardır. CHP’den bir tane bile oy alamayacağını bilen AKP, tüm gücünü MHP’den oy çalabilmek üzerine yoğunlaştırmıştır. Tüm Karslıların “Ermeni Anıtı” olarak gördüğü heykele “ucube” demesi de bu yüzdendir, milliyetçilerin tepki duyduğu Ahmet Altan gibi liberallerle kavgası da…
AKP şunu unutmasın! Bugün AKP, MHP’den oy alabilirse; MHP’de AKP’den oy alabilir. Önümüzde yaklaşık beş aylık bir dönem var. Zaman birçok şeyi değiştirebilir.
MHP’ye gelince… MHP son dönemlerde yaptığı çimento, harç, mozaik türü benzetmeleri bir kenara bırakarak seçim stratejisini, “Türk adını vurgulamak ve bazı konularda net duruş sergilemek” üzerine kurdu. Bu konular, ana dilde eğitim, demokratik özerklik gibi milliyetçi kesimin rahatsız olduğu konulardır. CHP’nin son dönemdeki politikalarından rahatsız ”kıyıları” da gözüne kestiren MHP, Erdoğan’ın “Türkçülüğe karşıyım” açıklamasına da tek tepki veren parti olmuştur.
Her ne kadar Bahçeli’nin Türkçülük tanımı bugünkü Türkçülük ile bağdaşmasa da meclis grubunda Türkçülüğü eksik ya da yanlış savunan birinin olması, Türkçüleri sevindirmiştir:
“Meclis’teki en son 26 Aralık 2010 tarihli konuşmasında da kendisi ibretlik ve sonunun nereye varacağını tahmin etmediği talihsiz ve acı bir kıyaslama yapmıştır.
Kürtçülüğe karşı olduğu kadar, Türkçülüğe da karşı olduğunu söyleyen Recep Tayyip Erdoğan’a hatırlatmak isterim ki;
Karşı olduğun Türkçülük hiçbir zaman bölücü ve ayırıcı bir yanlışa düşmemiştir
Kan dökmek ve bölünmek için dağlara çıkmamıştır.
Irkçılıktan uzak kalmış, birleştirici ve bütünleştiricilikten ödün vermemiştir.
Zaten farklı bir durum olsaydı, emin ol ki sen bugün Başbakan olamazdın.
Sen ‘Türkçülüğün Esasları’nı yazan rahmetli Ziya Gökalp’ın şiirini okuduğundan dolayı kısa süreli cezaevine girdin. Sonra da bu mağduriyeti siyasi hayatın boyunca hep kullandın.
İstismar ettin, Türklükle ilgili her değeri fütursuzca karşına aldın.
Bu büyük milletin isminin Türk olduğunu hep ihmal ettin, görmezden geldin.
Şimdi de Türkçülükle, Kürtçülüğü karşı karşıya getirmek amacıyla yeni bir oyun oynamak için harekete geçtin.”
31.10.10 tarihinde yaptığı şu konuşma da kayda değerdir:
“Onlar rahmetli Hüseyin Nihal Atsız’ın dediği gibi; yataklarında ölmeyi akıllarından çıkaran büyük ruhlardı. Döşekleri kara toprak, yorganları da kar oldu. Ve ruhlarını Tanrı Dağı’nda buluşturmak için adeta söz birliği etmişçesine bedenlerine veda ettiler. Göçüp gittiler en taze zamanlarında. Feda ettiler hayatlarını, armağan ettiler Türk milletine canlarını. ‘Bozkurtların Ölümü’nde konu edilen; Onbaşı Karabudak’ın oklanışı, Yüzbaşı Sancar’ın son gülüşü onlarda somutlaştı.”
Sonuç olarak; MHP bugün meclise girebilecek tek milliyetçi parti olarak görülmektedir. Bir oyun bile önemli olduğu bu seçim sisteminde, tarihi, kişisel kırgınlıkları ve kızgınlıkları bir kenara bırakarak düşünmek, sandıkta seçimini geçmiş hesaplaşması için değil gelecek kaygısı için vermek en doğru hareket olacaktır.
Bu haber 618 defa okunmuştur.