Dünya hayatı imtihan ortamının bir gereği olarak iyilik ve kötülükle yaratılmıştır. İnsan iradesini kullanıp kötülüğe karşı mücadele verdiğinde iyiliği yaşayabilmektedir. İyilik asla kendiliğinden oluşmamaktadır. İnsan nefsine teslim olur ve kendini kötü olana bırakırsa iyiliğe erişmesi söz konusu değildir. Bir insanın iyiliği sürekli koruması için aklını ve vicdanını her an kullanması gerekmektedir. Çünkü nefis insanı kötülüğe yönlendirmek için ölüme kadar hareket halindedir.
Bir de insanın iyiliği yaşayabilmesi için her olaya olumlu yaklaşabilmesi gerekmektedir. Tabi nefis bu durumda da devrededir. İnsana sürekli olumsuz düşünceyi makul göstermeye çalışır. Akılcı olanın olumsuz düşünce olduğunun, sürekli olumlu bir ruh halinin ise saflık olduğunun baskısını insana sürekli yapar. Nefis, olumsuz düşünce ile ancak oluşabilecek kötü olaylara tedbirler alınabileceğini, zanlarda bulunarak gerçeğin görülebileceğinin telkinini yapar.
İnsan olaylara Kuran çerçevesinde baktığıda, Rabbimiz’in emri gereği olumsuz gibi görünen olayların bir hayırla yaratıldığını bilecek, Allah’a olan teslimiyetinden dolayı karamsarlığa ve ümitsizliğe düşmeyecektir. İnsan ancak Allah inancı kuvvetli ise olumsuz düşüncelere karşı irade kullanıp güzellikleri görmeyi başarabilir.
“… Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.’’ (Bakara Suresi, 216)
Olumsuz düşünen insanın aklı kapanır, yanı başındaki güzellikleri, nimetleri göremez hale gelir. Olumsuz düşünce Allah’ı unutturur, olayların haşa O’ndan bağımsız geliştiği düşüncesini doğurur. Bu haldeki bir insan kaderi de unutur, herşeyin bir hayırla yaratıldığını da, dünyanın geçici, ahiretin sonsuz olduğunu da…
Böyle bir insan ise yaşama sevincini kaybeder, negatif bir kişiliğe bürünür. Kimseyle anlaşamaz olur, herkese şüpheyle yaklaşır. Bunlar ise sıkı bir dostluğu zedeleyecek etmenlerdir. Böyle bir kişiliğe sahip olan insandan kimse hoşlanmaz, dost olmak istemez. Sürekli olumsuz düşünen kişi gerçek sevgiyi de yaşayamaz. Bu ise insanın hem fiziksel hem de ruhen yıpranmasına neden olur.
İnsan olumlu düşünerek herşeyden önce Rabbinin rızasını kazanır. İşte asıl bu duygu insanın sürekli şevkli ve neşeli olmasını sağlar. Başına sürekli olumsuz gibi giden olaylar dizisi gelsede, bunların da Allah’ın kontrolünde olduğunu bilir, O’na güvenir ve en güzelini yaratacağının şuurunda hareket eder. Müslüman olumlu olmak için çok büyük nimetler içinde olmayı beklemez, kendisine Allah’tan sunulan bir nimet dahi onun için mutluluk ve şükür vesilesidir. Müslüman yaptığı her güzel hareketin Rabbi katında ecri olduğunun bilincindedir. Bu yüzden Müslüman dünyayı değil, ahireti hedefleyen insandır. Müslüman asla Allah’tan ümit kesmeyendir. Müslüman için çözüme kavuşturulmayacak hiçbir konu yoktur.
“… Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez." (Yusuf Suresi, 87)
Olumlu düşünmeyi karakteri haline getirmiş bir Müslüman bulunduğu ortamda en çok sevilen, neşe veren, en güvenilen ve fikirlerine danışılan insandır.
Bu haber 328 defa okunmuştur.